I agree with Terms and Conditions and I've read
    and agree Privacy Policy.

    [wpgdprc "Bu formu kullanarak verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz."]

    Ziyaret Planlayın

    Bizimle iletişime geçerek ziyaretinizi planlayabilirsiniz.

    Telefon:
    0533 456 68 13

    E-Posta Gönder:
    [email protected]

    TO THE BONE (KEMİKLERİNE KADAR)

    1 ay ago · · 0 comments

    TO THE BONE (KEMİKLERİNE KADAR)

    TO THE BONE (KEMİKLERİNE KADAR)

    Yönetmenliğini ve senaristiliği Marti Noxon tarafından üstlenilen film 2017 ABD yapımıdır.

    Ana karakterimiz Ellen’ı canlandıran isim Lily Collins. Yatılı terapi merkezinde Ellen ile tanışan ve ona aşık olan Luke karakterini ise Alex Sharp canlandırıyor.

    Ellen, 20 yaşında, anoreksiya nervoza hastası.

    *“Anoreksiya nervoza; belirtileri en sık 10-20 yaşları arasında ortaya çıkan; kişinin yaşına, cinsiyetine, boyuna göre enerji alımının olması gerektiğinden daha az seyrettiği bir yeme bozukluğu olarak tanımlanır.”

    Ellen, psikiyatristinin önerisiyle yeme bozukluğu yaşayan hastalar için düzenlenmiş olan özel bir yatılı terapi merkezinde tedavi görmeyi kabul ediyor. Ellen çok düşük vücut ağırlığına rağmen enerji alımını kısıtlı tutmakta, aldığı çok az miktardaki enerjiyi bile egzersiz yaparak harcamaya çabalamaktadır. Filmin başlarında fazla mekik çekmekten omurgasında eziklikler oluşan Ellen’ın canı acımasına rağmen mekik çekmeye devam ettiğini, yediği yarım paket şekerin kalorisini yakmak için gece yarısı yürüyüş yaptığını görüyoruz. Ağırlığının artmaması için bilinçli olarak yemekten kaçınıyor. İlerleyen sahnelerde Ellen, yatılı terapi merkezinde tanıştığı Luke ile çıktığı yemekte yiyecekleri çiğniyor ve yutmamak için peçeteye çıkarıyor. Film boyunca birkaç kez kolunu ölçüyor. Ellen’ın kilo almaktan çok korktuğunu fakat temel korkusunun ise yeme kontrolünü kaybetmeye yönelik olduğunu görüyoruz.

    *“Yeme bozukluklarında yiyecekleri iyi-kötü, kilo aldıran-aldırmayan şeklinde etiketleme sık görülmekte, özellikle karbonhidrat ve yağ içeren yiyecekler tümden kesilebilmektedir.”

    Ellen’ın da yiyeceklerin türüne göre kalorilerini ezberleyip buna uygun kısıtlı bir beslenme tutumu geliştirdiğini izliyoruz.

    Filmin belki de en çarpıcı ve terapötik sahnesi ise Ellen’ın annesiyle bir araya geldiği son sahne. Bu son sahnede Ellen’ın geçmişte annesiyle kuramadığı “bağ”a gönderme yapılarak anne-kız arasındaki bağın nasıl yeniden şekillendirildiğini görmek mümkün. Anoreksiya yeme bozukluğu yaşayanlar, ailesinde anoreksiya olanlar ve konuya ilgi duyanlar için oldukça bilgilendirici bir film.

    Kaynakça
    *Öztürk, M. O. Ve Uluşahin, N. A. (2018). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. Ankara: Nobel Tıp Kitabevleri.

    Yazar: Psk. Sude Kurt

    Aklım Karıştı (1999)

    2 ay ago · · 0 comments

    Aklım Karıştı (1999)

    AKLIM KARIŞTI (1999)
    1999 yılında vizyona giren ‘Aklım Karıştı’ filmi yazar Susanna Kaysen’in aynı isme sahip kitabından uyarlanmış olup, bir akıl hastanesinde geçen olaylar üstünedir. Filmin ana karakteri Susanna’nın intihara teşebbüs etmesi sebebiyle hem babası hem bir psikiyatr tarafından akıl hastanesine yönlendirilip kendi rızası dahilinde hastaneye yatışından sonra olaylar başlar. Susanna’ya ‘Sınırda Kişilik Bozukluğu’ tanısı konmuştur. Sınırda kişilik bozukluğu, kişilerarası ilişkilerde, kendilik algısında ve duygularda tutarsızlıklara neden olan bir bozukluktur. Bu kişilerin başkalarına karşı duygu, düşünce ve davranışları yüceltme ve değersizleştirme arasında gidip gelir. Kendilerine zarar vermeye meyillilerdir, sonunu düşünmeden dürtüsel hareketlerde bulunabilir ve kısa sürede ani duygu değişimleri yaşayabilirler. Film boyunca sınırda kişilik bozukluğunun birçok özelliğini Susanna aracılığıyla izleyebileceksiniz. Örnek olarak, Susanna’nın hastanede tanıştığı Lisa adlı karaktere olan aşırı sevgi ve bağlılığını gözlemledikten hemen sonra ondan uzaklaşmasını sonrasında yine yoğun bir şekilde bağlanmasını görebilirsiniz. Bu da sınırda kişilik bozukluğuna sahip bireylerin ‘yüceltme/yerin dibine sokma’ ikilemine bir örnektir. Bunun yanı sıra filmde birçok psikolojik rahatsızlığın kişilerde ne gibi davranışlara neden olduğunu da gözlemleyebilirsiniz. Örneğin, filmde hem bulimik hem de obsesif kompülsif rahatsızlığa sahip olan Daisy’i de görüyoruz. Hastanedeki odasında babasının ona getirdiği tavukları biriktiriyor. Biriktirdiği tavukları fazla miktarda tüketiyor ve sonrasında laksatif ilaçlar kullanarak arınma davranışı sergiliyor. İlerleyen sahnelerde Lisa’nın bu davranışının sebebinin ergenlik döneminde aile içinde yaşadığı bir travmadan kaynaklandığını görüyoruz. Lisa’nın klinikten çıktıktan sonra geçmişte yaşadığı travmayla başa çıkma tarzı ise oldukça çarpıcı.
    Genel olarak farklı psikiyatrik rahatsızlıklardaki davranış kalıplarını merak edenler için hem bilgilendirici hem de dikkat çekici bir film olduğunu söyleyebiliriz. İyi seyirler.
    Hazırlayan: Psk. Neslihan Çeliker

    [wp_blog_designer]

    tr_TRTurkish
    en_USEnglish tr_TRTurkish